Yazıları

Dünyayı ve insanları yönetip, yönlendirmede; bireylerin, etnik yapıların, ırkların, algı şekillerinin, davranış kalıplarının öğrenilmesi, kitle (sürü) psikolojisinin iyi irdelenerek, ciddi algı yönetimi planlamaların yapılması ile amaçlar doğrultusunda gücün kontrol altına alınarak kullanılması/kullandırılması/kullandıttırılması ile güçlü olunmaya başladı. Günümüz dünyası için o kadar çok şey söylenir oldu ki, teknoloji çağı, bilgisayar çağı, elektronik, uzay, güç, silahlanma çağı vb. ne çağı olduğumuza dair birçok şey söylenmekte ama net bir şey söylenemiyor.

İnancı, kültürü, estetiği, sanatı, insânî değerleri göz önünde bulundurmadan yapılan çalışmalar insanı mutsuzlaştırmaya ve sonunda yok olmaya mahkûm edecektir.

Eğitim, talim ve terbiyeyi içine almazsa ruhsuzlaşarak eksik kalacağından ne kadar uğraş verilse verilsin amaca ulaşılamayacaktır.

 

Çoğu kişi, okumayı basit ve mekanik olarak gerçekleşen bir eylem olarak tanımlamaktadır. Ama durum hiç de görüldüğü gibi basit değil. "Uygulamalı Hızlı ve Etkin Okuma Teknikleri" kitabımda yazdığım bir kısmı sizlerle paylaşmak istiyorum. Yapılan araştırmalar; okumanın harfler ve heceler değil, kelimeler üzerine kurulduğunu ortaya koydu. Kelime içindeki harflerin yerleri ne kadar değişik olursa olsun, ilk ve son harfler doğru ise, insan beyni bunu doğru algılıyor.

Başarı amaçlanan hedeflere ulaşabilmektir. Ama insanların çoğu nasıl başarılı olacağını tam olarak bilemiyor. Kişiyi başarısızlığa götüren ana nedenlerden bazılarını aşağıda maddeler halinde verdik. Sizlere düşen görev açıklamaları okuyarak, neler yapmanız gerektiğine karar vermek ve bu doğrultuda adımlar atabilmektir. Bu maddelere kendi tecrübelerinizden yararlanarak yeni maddeler ilave edebilirsiniz. 

Hata yapmaktan korkmayın ve hataları öğrenmenin önemli bir parçası olarak değerlendirin. Diğer insanların vazgeçtiği noktada siz devam edin. Devam ettikçe hatalarınızın günden güne azaldığını göreceksiniz. İlk kitabımı yazmaya başladığımda o kadar çok yazım hataları yaptım ki, ilk nüshasını okuyan arkadaşım dakikalarca güldü. Bana dönerek yıllardır ders anlattığın için konuşma diliyle yazmışsın. Bunları yazı diliyle yazmalısın.

Eğer siz de başarı için, ders çalışmak için, daha nitelikli bir yaşam, verimli çalışma, zamanı etkili kullanma, strateji ve yol haritası oluşturamama gibi faktörlerden şikayet ediyorsanız, öğrenmeyi öğrenme stratejilerini öğrenmeniz gerekmektedir. 
Peki nereden başlamalı? Ne okumalı, nasıl okumalı, nasıl çalışmalı, ne yapmalı, nasıl başarmalı…? Bu sorunlar içinde bize göre en önemlisi, öğrencilerimizin (hatırlatma; her insan bir öğrencidir) “öğrenmeyi öğrenme”yi bilmemeleridir. Bilgi yığınları altında ezilen öğrencilerden çalışmalarını herkes istiyor ama hiç kimse nasıl çalışmaları gerektiği konusunda doyurucu ve tatmin edici açıklamalar yapmıyor ya da yapamıyor.  

Yeryüzünde konuşulmuş ve konuşulan bütün dillerdeki en sihirli kelime nedir sorusuna, tereddütsüz olarak verilecek net cevap, tek bir kelime:  Aşk...  Ülkeler yıkan, ülkeler kuran, başlar kestiren, yaşamları yeşerten veya yaşamları söndüren duygu... Yartılışın gayesi...

Yaşıyoruz, zamana inat, olaylara inat, zorluklara inat. Veya zamanla birlikte, olayların bir parçası olarak eriyip gidiyoruz. Yaşıyoruz...  bazen yaşadığımızı zannediyoruz.  Zorluklardan direnç kazanmamız gerekirken, bazen, yaşıyormuş gibi yaşıyoruz. Çoğu zaman da sadece bakıyoruz. 

Hayalller peşinde koşarakken farkında olmadan uçurumlardan düşerek kaybolup gitmek midir.  Alınan nefese, gözlerden akan yaşa, boğazında düğümlenen birşeylere engel olamamak mı? Sıkıntıların üstüste bindiği, dert yükü çekilecen bir arena mı?

Çocukların sordukları sorulara; bıkmadan, yılmadan, usanmadan, terslemeden, bağırmadan, baştan savmadan net anlaşılır cevaplar vermeliyiz.  Eğer bu şekilde davranmayıp, tam tersi sorularını cevaplamazsak, farkında olmadan onların öğrenme şekillerini engellemiş oluruz.   Ayrıca; öğrencilerimize mutlaka Öğrenmeyi Öğrenme ve Anlayarak Çok Hızlı Okuma Seminerlerine katılmasını öneriyoruz. 

Eğitimin, dolayısıyla öğrenmenin etkin, verimi ve kalıcı olması adına çözülemeyen sorunlar hâla güncelliğini korumaktadır.  Öğrenme yolculuğunda, öncelikle bize düşen görev; ne için, hangi değerlere ulaşacağız, hangi değerleri oluşturacağız... uğruna bedel ödeyeceğimiz amaçlarımız neler? bu tarz soruların cevaplarını vermektir. Geçmiş yanlış öğrenmelerimizi bir kenara bırakarak; kendi öğrenme sistemimizi bularak, öğrenmeyi yenden öğrenmeliyiz ve ona göre adımlar atmalıyız.